Kabalistik Hayat Ağacı

 

Kabalistik hayat ağacında ilk sefira Kether’dir. Kether matematiksel olarak bire karşılık gelir. Burada her şey birlik içerisindedir. Karşıtlar yoktur. Kether’den, sonra bir sonraki sefirot olan Chokmah (bilgelik) var olmuştur. Kabalacılar Chokmah’dan baba olarak söz ederler. Chokmah üçüncü sefirot Binah’ı (anlayış) var etmiştir. Bundan da ana olarak söz edilir. Bu üç sefirot göksel olanlar diye anılır. Yaratılışın geri kalanı bu üç sefirottan var olur.

“Parlak” sözcüğünden gelen Sefira, belirli bir özelliğin parlaklığıdır. Her Sefira, birbirini etkileyen güçlerin tüm sistemidir.

Kabalistik inanca Sefiralardan başka başka hiçbir şey yaratılmamıştır. Bütün evren, gezegenler, insanın içsel parçaları, insan psikolojisi, zihin, herhangi bir sistem bu bölümlerden ve onların hiyerarşisinden oluşur.

Hayat Ağacı

Görün ki, bütün oluşacaklar oluşmadan ve yaratılanlar yaratılmadan önce
Üst Işık tüm var oluşu doldurmuştu.
Ve, boş bir atmosfer, çukur, ya da kuyu gibi hiçbir bir boşluk yoktu,
Ancak hepsi basit ve sınırsız bir ışıkla doldurulmuştu.
Baş ya da kuyruk gibi bir kısım yoktu,
Ancak her şey, basit, yumuşak ışıktı,
Pürüzsüz ve eşit bir şekilde dengeli,
Ve onun adı Sonsuz Işık’tı.
Ve O’nun iradesine sadece dünyayı yaratma ve
Oluşanların oluşması arzusu geldiğinde,
Dünyaların yaratılış sebebi,
O’nun eylemlerinin, isimlerinin ve unvanlarının mükemmelliğini
Aydınlığa çıkarmaktı,
Ondan sonra O, Kendini ortada,
Tam olarak merkezde sınırladı,
Işığı sınırladı,
Ve Işık, o orta noktanın etrafından
En uzak kenarlara çekildi.
Ve orada boş bir alan kaldı,
Orta noktada dönen bir boşluk.
Ve boş noktanın etrafında
Sınırlama öyle tekleşti ki
Boşluk onun etrafında
Pürüzsüz bir daire çizdi
Orada, sınırlamadan sonra,
Bir boşluk ve alan oluşturduktan sonra
Sonsuz Işık’ın tam olarak ortasında
Bir yer oluşturuldu,
Oluşanların ve yaratılanların yaşayabileceği bir yer.
Sonra, Sonsuz Işık’tan bir çizgi aşağı sallandı,
O alanın içine, aşağı indirildi.
Ve bu çizgi aracılığıyla O, oluşturdu, yarattı, şekil verdi,
Ve tüm dünyaları yarattı.
Bu dört dünya var olmadan önce
Akıl almaz gizli teklikte bir sonsuzluk, bir isim vardı.
Ve hatta O’na en yakın olan açılarda,
Sonsuzlukta hiç bir güç ve edinim yoktur
Çünkü O’nu algılayabilecek akıl yoktur,
Zira O’nun yeri, sınırı, ismi yoktur.

ARİ
Büyük 16.yy Kabalisti

Evrenin temeli, görünür ışık değil Işık’tır; ancak her şeyi yayan, sızan, yaratan, dolduran ve değiştiren özel bir enerji. İlkel halinde buna Keter (taç) denir. Yukarıdan aşağıya doğru yayılır. Işık, onun etkisi altında büyümeye başlayan bir arzu nokta yaratır.

Nokta sadece Işık’ın bir özelliğini temsil ettiği sıfır koşulundan, birinci koşula geçer ve ne istediğini hissetmeye başlar. Arzunun bu ilk genişlemesi Hohma olarak adlandırılır.

İkinci aşamada, Işık’ın etkisi altındaki arzu, onun karşıt özelliğine, yani Bina’nın özelliğine dönüşür. O arzulardır. Ancak vermek için vardır. Arzu, Işık’ın (ihsan etme) özelliklerini algılamaya başlar ve ona benzer hale gelir, yetişkinlerin özelliklerini, alışkanlıklarını ve görüşlerini algılayan bir çocuk gibidir.

Üçüncü aşama Bina’nın Keter’e benzeme arzusudur. Keter, Hohma’nın özelliğini yarattığından, Bina da, Aramice’de küçük yüz anlamına gelen, bir sonraki özellik olan Zer Anpin’i (ZA) oluşturur. Küçüktür çünkü Keter’den gelmez, ancak ona benzerlikten gelir. Zer Anpin, sırayla altı parçadan oluşur. Böylece, yaratılışın tamamı on kısım veya on Sefirot’u temsil eder.

Sonra arzu, daha fazlasını almaya olan isteği elde eder: sıfır aşamasından gelen tüm muazzam Işık’ı. Bu dördüncü aşamadır veya “Krallık” kelimesinden gelen Malhut’tur, arzunun krallığıdır.

Kabala

Kabala İbranice qibbel kökünden gelen ve anlamı kabul etme, alma olan bir kelimedir. Yahudi mistisizminin temelini oluşturur.

Yahudi mistikler kabalayı aşağıdaki gibi tanımlarlar;

“Kabala Bilgeliği manevi dünyayı çalışmak için bir araçtır. Dünyamızı keşfetmek için, fizik, kimya, biyoloji gibi bilimleri kullanırız. Ancak doğal bilimler sadece beş duyumuzla algıladığımız fiziksel dünyayı çalışır. İçinde yaşadığımız dünyayı bütünüyle anlamak için, duyularımızın algılayamadığı gizli âlemi keşfedebilecek bir araştırma aracına ihtiyacımız vardır.

Kabala Bilgeliğine göre realite iki güç veya nitelikten oluşur: alma arzusu ve ihsan etme arzusu, vermek. İhsan etme arzusu vermek istediği için bir alma arzusu yaratır, bu nedenle daha yaygın biçimde kullanılan adı ‘Yaratan’dır. Bu yüzden tüm yaratılış, biz dâhil, bu alma arzusunun tezahürleridir.

Kabalayı, realitenin iki temel gücüyle – alma ve ihsan etme – çalışarak faydamıza kullanabiliriz. Kabala bize sadece yaratılışın tasarımını öğretmez, aynı zamanda realitenin her şeye gücü yeten ve her şeyi bilen başlangıçtaki Tasarlayanı gibi, nasıl tasarlayanlar olabileceğimizi öğretir.”

Kabala’ya göre bizim duyu organlarımızca algılanamayan ruhani bir dünya vardır. Onun
merkezinde çok küçük bir kısım vardır, evrenimiz ve gezegenimiz bu evrenin kalbidir.
Bilginin, düşüncelerin ve duyguların bu küresi, maddi doğanın ve olayların kanunlarıyla
bizi etkiler. Ve aynı zamanda bizi eylemde bulunacağımız belli koşullar altında bırakır.

Maddenin çeşitli görünümleri (mineraller, bitkiler, insanlar, renkler, sesler vs.) sadece
haz alma arzusunun farklı miktarlarıdır. Yaratanı’dan yayılan Işık maddeyi yaşamsal
kılar ve onu doldurur. En son maddeselleşmeden önce, kap, on Sefirot’a (seviyeler) bölünen dört aşamadan geçer: Keter, Hohma, Bina, Hesed, Gevura, Tiferet, Netzah, Hod, Yesod ve Malkut. Sefira (Sefirot’un tekil hali) Keter’e aynı zamanda “Adam Kadmon dünyası” denilir;
Sefira Hohma’ya “Atzilut dünyası”; Sefira Bina’ya “Beria dünyası”; Sefira Hesed’den
Yesod’a “Yetzira dünyası”; Sefira Malkut’a “Assiya dünyası” denir. Dünyaların son
seviyesi evrenimizi oluşturur.Kabala bu seviyeye “Olam ha Zeh” (bu dünya) der. Olam ha Zeh, içinde var olanlar tarafından algılanır ve kap, ya da zevk alma arzusuna “beden” denir. “Haz” denilen Işık ise, hayat gücü olarak algılanır.

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You cannot copy content of this page