Bazı Şamanizm Kavramları

Şaman, şamanizm terimleri çoğunluğun duyduğu ama azınlığın bildiği alternatif bir gerçekliği ifade eder. Bir ruhbilimci bu alternatif gerçekliğe, “sapkın psişik davranışlar” olarak bakacaktır. Şamana, yer yer şizofreni ya da histeri yer yer epilepsi tanısı koyacaktır. Bir toplumbilimci şamanın var ettiği alternatif gerçekliği büyü ile ilişkilendirecek ve onun toplumsal erkini, şamanizmin toplumsal işlevini ele almayı yeş tutacaktır.

Evet, kişiyi şaman olmaya iten içsel çağrı tinsel dengesinin geçici olarak bozulmasıyla kendini gösterir. Evet, şaman hem büyücü hem otacıdır. Ama her şeyden öte esrime uzmanıdır. Ruhunu bedenden ayırıp göğe tırmanır ya da yer altına iner. Yani şaman dünyasının alternatif gerçeğini gök ve yer altı oluşturur.

Modern insan için bile bu üçlü dünya kurgusu garip olmasa gerektir. Gök, yeryüzü ve yeraltına inanan şaman tıpkı cennet, dünya ve cehenneme inanan günümüz insanı kadar sahicidir. Aradaki fark şamanın kozmik ağaçla olan yakın ilişkisidir.

Kansız Adak

Şamanizm’de törenler genel olarak ikiye ayrılmaktadır; belirli günlerde yapılanlar veya önceden belirlenmemiş törenler. Bu törenlerde, çeşitli halkların inanç, gelenek ve göreneklerine göre farklılıklar olmakla birlikte mutlaka kurban adeti vardır. At ve koyun dışında kan akıtılarak sunulan kanlı kurban bilinmemektedir. Kutsal sayılan bir yere, bir değere bir şey sunmak, eşya adamak, şamanın davuluna, kutsal ağaçlara bez bağlama; çeşitli maddelerden yapılan tanrı tasvirlerine (töz, ongon, tangara, eren) yemek sunma, ateşe içki dökme ya da atma kansız kurbandır. Kansız kurbanların bir başka biçimi de ruhlara adanıp kırlara salıverilen hayvanlardır. Şamanizm’de kurbansız tören de törensiz kurban da yoktur.

Yer altına İniş – Sırra Erme

Ölüm deneyimi, karmik tortulardan arınma, ejderiyle karşılaşma olarak bilinir. Masal, söylence ve kitaplara konu olmuştur. Platon ve Orpheus süreci kefaretini ödeyip arınma olarak, sufiler nefis denetlenmesi olarak tarif ederler. İstisnasız tüm inisiyasyonlarda görülen bir deneyimdir. Şaman kültüründe de özel bir yeri vardır. Sembolik bir gömülme töreni ile kendini gösterir.

Şaman olacak kişinin bu göreve “çağrılmasını” belirleyen bütün esrime olay ve yaşantıları, bir sırra-erme (initiation) töreninin geleneksel ögelerini -şemasını- gösterir: acı çekme, ölme ve dirilme. Bu açıdan bakılınca, herhangi bir “çağrı-hastalık” bu sırra-erdirme rolünü üstlenebilir, çünkü hastalığın verdiği acılar sırra eriş sırasında çekilen işkenceye karşılık gelir; “seçilmiş hasta”nın ruhsal yalıtılmışlığı, sırra erme törenlerindeki ritüel yalıtılmışlığın ve yalnızlığın bir görünümüdür; hastanın, ölümün kapıda olduğunu duyumsaması (can çekişme, bilinç yitimi, vb.) ise gene sırra-erme törenlerinin çoğunda yer alan simgesel ölümü anımsatır. (…) Çekilen bazı fiziksel acılar, örneğin adayın (= hastanın) bedeninin parçalara ayrılması gibi, sırra-erme anlamı taşıyan (simgesel) bir ölüm şeklinde dile gelebilmektedir; bu tür esrime yaşantıları ya “çağrı-hastalık” yüzünden çekilen gerçek acılar sayesinde, ya bazı ritüel ve törenlerle ya da rüyalar yoluyla gerçekleştirilebilmektedir.

Mircea Eliade, Şamanizm, S. 55-56

Şamanın Gücü

Şamanın sağıltıcı ve ruh-taşıyıcı olması, esrime tekniklerini bilesi sayesindedir; yani onun ruhu hiç zarar görmeden bedenini terkedip çok uzak yerlere yolculuk yapabilir, yeraltı dünyasına girebilir, göğe çıkabilir. Kendi esrime yaşantısı sayesinde dünya-dışı bölgelerdeki yolları öğrenmiştir. Gerektiğinde yeraltma inip göğe çıkabilir, çünkü daha önce de dolaşmıştır oralarda… Bu insana yasak bölgelerde kaybolma tehlikesi her zaman vardır gerçi, ama sırra-ermesiyle kutsallık kazanan ve yardımcı ruhlarını da yanına alan şaman, bu tehlikeyi göğüsleyebilecek ve böyle gizemli bir coğrafyada serüvene atılabilecek tek insandır.

Mircea Eliade, Şamanizm, S. 214

Üç Boyutlu Şaman Evreni

“Yakut ve Altay-Sayan Türklerinin Şamanist görüşlerine göre evren üst üste üç ayrı dünyadan oluşmuştur. Ancak bu üst üstelik dünyaların paralel bir şekilde birbirinin içinde mevcut olması anlamına dayanır. Nitekim dünyaları birbirine bağlayan ve evrenin merkezinde yerleşen dünya oku (ağaç, dağ olarak tasarlanan) vardır ve Şamanlar, ok gibi tasavvur edilen dünya ağacından tutunarak veya onun deliklerinden semaya kalktıkları gibi, aynı delikten de aşağı dünyaya inebilirler.”

Fuzuli Bayat, Ana Hatlarıyla Türk Şamanlığı, S. 159.

Tam ve tipik şamanlık tekniği bir kozmik kuşaktan (bölgeden, kattan) ötekine, öreğin yeryüzünden gökyüzüne ya da yeryüzünden yeraltına, geçmekten ibarettir. Şaman bu düzeyler arasındaki sınırları aşmayı bilen adamdır. Kozmik kuşak veya düzeyler arasındaki iletişim ve ulaşımı mümkün kılan, evrenin yapısıdır. Gerçekten de, az …, bu yapı birbirine bir orta eksenle bağlı üç kattan oluşmuş gibi tasarlanır.

Mircea Eliade, Şamanizm, S. 291

Ata Ruhları

Şaman olacak kişinin ayırt edilmesinde en sık rastlanan yollardan biri, rüya, hastalık veya,herhangi bir özel durum vesilesiyle adaya görünerek ona “seçildiğini” haber veren ve bundan böyle yeni bir yaşam düzeni izlemesi gerektiğini söyleyen tanrısal ya da yarı-tanrısal bir varlıkla karşılaşmadır. Bu haberi verenler de çoğu kez ata şamanların ruhlarıdır. Hatta şamanların seçim yönteminin atalara tapma olayıyla ilişkili olduğu bile düşünülmüştür. Fakat, L. St.emberg’in doğru olarak işaret ettiği gibi (Divine Eection, s. 474>), söz konusu ataların kendileri de zamanın başlangıcında gene tanrısal varlıklar tarafından “seçilmişlerdir.”

Mircea Eliade, Şamanizm, S. 93

Şamanın Görevi

İnsan ruhunun “ruh” olarak -yani hep tehdit altında bulunan, bedeni bırakıp gitmeye eğilimli, cinlere ve büyücülere kolayca av olabilecek bir psişik birim olarak- yaşantılarını ilgilendiren tüm rit ve törenlerde, şamanın yerini kimsenin tutamadığı görülür. Bu nedenledir ki, bütün Asya ve Kuzey Amerika’da, hatta başka yerlerde (Endonezya, vb.) şaman, hekim ve iyileştirici işlevi görür; hastalığa tanı koyar, hastanın kaçak canını/ruhunu arar, bulur, yakalar ve terk ettiği bedene
yeniden girmesini sağlar. Ölünün ruhunu yeraltına hep o götürür, zira o tipik ruhgüderdir.

Mircea Eliade, Şamanizm, S. 214

Şaman Olma

Sibirya’da ve kuzeydoğu Asya’da şamanların başlıca devşirilme yolları,

  1. Şamanlık “mesleğinin” kalıtsal aktarımı (babadan oğula geçmesi)
  2. Kendiliğinden gelen bir “iç çağrısı” ya da “seçilme”dir.

Ayrıca (öreğin Altaylılardaki gibi) kendi istemleriyle veya (Tunguzlardaki gibi) klanın isteğiyle şaman olan bireylere de rastlanır. Fakat bu gibilerin şamanlığı, mesleklerini miras yoluyla elde etmiş veya tanrıların ve ruhların “çağrısına” uyarak kazanmış olanlara göre daha zayıf sayılır. Klanca seçilmeye gelince, bu da adayın esrime deneyimine bağlıdır; esrime
gerçekleşmezse, ölen şamanın yerini almak üzere belirlenen genç elenir.

Mircea Eliade, Şamanizm, S. 31-32

Şaman Eğitimi

Seçilme yöntemi ne olursa olsun, bir şaman ancak iki yönlü bir “eğitim” aldıktan sonra şaman olarak tanınır :

  1. Esrime düzeyinde (rüyalar, kendinden geçme, vb.)
  2. Gelenekler düzeyinde (şamanlık teknikleri, ruhların adları ve işlevleri, klanın mitolojisi ve soyağacı, gizli dil, vb.)..

Ruhlar ve eski usta şamanlar tarafından üstlenilen bu çifte eğitim, bir “sırra-er(dir)me” (initiation) süreci niteliğindedir. Bazen bu sırra-erme halka açık olarak gerçekleşir ve o zaman kendi başına bir tören (rituel) oluşturur. Fakat böyle bir törenin yokluğu sırra-ermenin olmadığı anlamına gelmez; bu iş pekala çırağın rüyalarında ya da esrime deneyimlerinde gerçekleşebilir. Şaman düşlerine ilişkin elimizde bulunan belgeler, bunların, yapıları dinler tarihinde pek iyi bilinen “initiation”lar olduğunu yeterince göstermektedir. Hiçbir durumda, anarşik sanrı veya yanılsamalar ya da tamamen kişisel uydurma masallar söz konusu değildir; sanrı ve masal uydurma süreçleri burada birbirine sağlamca bağlı, tutarlı ve kuramsal içerikçe şaşılacak kadar zengin geleneksel örnekleri izler.

Mircea Eliade, Şamanizm, S. 32

Kurban

[Ruhlarla ilgili] sağaltım işine ancak şaman girişebilir, çünkü yalnız o ruhları görür ve nasıl etkisizleştirileceklerini bilir; canın kaçtığını yalnız o anlar ve esrime halinde ona ulaşıp bedenine geri getirmeyi de yalnız o başarabilir. Çoğu kez sağaltım bazı kurbanlar sunulmasını gerektirir ki, bunların gerekliliğine ve şekline de ancak şaman karar verebilir.

Mircea Eliade, Şamanizm, S. 248

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You cannot copy content of this page